18 Aralık 2008 Perşembe

sistımofedavn

günlerdir gündemimizi meşgul eden konulardan biri de (iddialara göre) bir grup akademisyenin sözde ermeni soykırımını kabul ederek özür dileyen bir belge imzalamaları!haydi bu konuyu biraz açalım ve farklı bakış açılarına değinmeden etmeyelim bu sırada(:
önce olayları bir hatırlayalım; ne oldu? bir grup aydın(?) tarafından ermenilere yönelik yaklaşık 100 yıl önce gerçekleşmiş ama halen sürekli pişirilip pişirilip tartışılan sorunumuzu tatlıya bağlayalım adı altında özür dilenmesi amaçlı bir belge hazırlandığı gündeme bomba gibi düştü.daha sonra, cumhuriyet tarihinde ilk defa olmak üzere emekli büyükelçiler bunun çok büyük bir yanlışlık olduğunu haykırdılar.ardından başbakan ve cumhurbaşkanı farklı taraflardan görüş bildirdi ve halkın kafası karıştı.halkın büyük bir bölümü de ''ermeniler bizden dilesin'' diyerek galeyana geldi.

çok kısa ve genel hatlarıyla açıklayabileceğimiz bu olaylar zincirinin kaynağı ise bir özür metniydi.

bir dostunuzla bir husumetiniz varsa, kendi adınıza ya da bir yakınınızın o dostunuza karşı yapmış olduğu hata sonucunsa ilişkileriniz bozulursa özür dileyebilirsiniz değil mi?

ama olay ne olarak algılandı: tam olarak ; eger böyle bir belgeye imza atarak özür dilerseniz siz ''sözde'' ermeni soykırımını kabul etmiş olursunuz -tanırsınız a çekildi.böyle yorumlandı bir çok çevre tarafından.oysa asıl metni kimse okumadan çıkarımlarda bulunuyordu yanlı medya takibi ve kulaktan dolma bilgi ikilisini haber alma kaynağı olarak kullandıkları için.

peki neydi asıl metnin içeriği?Üzerinde mutabık kalınan ve yılbaşından itibaren imzaya açılacak olan metinde şunlar yazıyor:
“1915’te Osmanlı Ermenilerinin maruz kaldığı Büyük Felaket’e duyarsız kalınmasını, bunun inkâr edilmesini vicdanım Kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyorum, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum.”

burada büyük felaket deyişiyle kastedilen kavra ermenice bir kullanımın türkçeye aynen çevrimi olmakla birlikte asla soykırım anlamına gelmemektedir.

burada bir çok uluslararası sözleşmedeneredeyse supranasyonel diyebileceğimiz bir suç olan soykırım kavramının 1945 lerde ortaya çıkması ile 1915 te ermenilere uygulanan tehcirin 30 yıllık zaman farkının yanı sıra,belgede soykırım ibaresinin kullanılmamış olması dikkate şayan 'dır.

burada özrü mevzu bahis olan durum,bir halkın bir yerden bir yere istekleri haricinde sürgün edilmesi manasına gelen ''tehcir'' in insanlığa karşı bir suç olarak anlaşılması (-ki öyledir!) ve sonucunda vicdanı rahat etmeyen aydınlarımızın ermeni kardeşlerimizden, halklar arasında barışı sağlama ana amacıyla birlikte özür dilemeleridir.-ki ''özür dilemek bir erdemdir.'' herkes kendi vicdanından sorumlu olduğu için ister suçlu olsun ister olmasın ister etnik temizlik yaşansın ister bir ermeni vartandaş ülkemizde vefat etsin ,isteyen her insan kendi adına özür dileyebilir.

ama neden bu insanlar vatanhaini olarak etiketlenir anlamış değilim.anlıyorum da saflık yanlısı duygularım bazı düşüncelerle kalbimi kirletmeme müsaade etmiyor.

kısacası okuyalım sonra istediğmiz yorumu yapalım ama okumadan konuşmayalım.

2 yorum:

satanik sifon dedi ki...

bknz. Keşke gerçekten soykırım olsaydı da boşa konuşulmasaydı. En azından herkes kendini bilirdi.

bknz. Suçlu Yok Yanlış Var.

bknz. Bir yanlış yapacaksan bari onu doğru yap.

Saygılar.

Sevgiler.

İyi sabahlar.

Uzun zamandır yazılmayan blog'a yorum atmak ayrıca ayrı bir hazmış hadi hayırlısı

Rüya Beril dedi ki...

keşke soykırım yapılsaydı diyen zihniyete cevap vermeyi bırak yorumu ibret-i alem olsun diye silmiyorum.(: keşke gerçekten soykırım yapılsaydı da boş konuşulmasaydı!