
münazara çalışmasının kapsamının haricinde burada ilginç bulduğum haberleri de kendime kendime tartışamaya karar verdim.benim çöplüğüm değil mi kardeşim istediğim gibi öterim!
bir çok haber kaynağında yorum katılmadan olduğu gibi anlatılan bu haber, mahkumların cezaevinde yattıkları süre içerisinde,ziyaretlerine gelen ''nikahlı'' eşleriyle cinsel anlamda birliktelik yaşamaları konusunu gündeme getirmişler.zira 2 mahkumu böyle bir talepleri olmuş ve bunu dilekçeleriyle dile dökmüşler..
buraya kadar her şey şahane..
sonuçta biri var bir şey istiyo resmi makamdan isterse dilekçe yazar ve resmi makan onu değerlendirip gereğini yapar.
yalnız bu konu henüz sonuca ulaşamadan bizim halkımız ne yapar..bilip bilmeden muhalefet eder her şeyde yaptığı gibi..
bir çok haber internet sitesinde rastlayabileceğiniz yorumları şuraya bi kopipeyst edelim mesela:
-çok sistemliler!amaç apoya cezaevindeyken evlendirmek ve çocuk sahibi yapmak
ercan yetiş yazıyor 07 Aralık 2008 Pazar 06:43
-mantık.bundan daha mantıklı bi şeyn olamaz,
nizam yazıyor 07 Aralık 2008 Pazar 08:50
-o zaman cezaevlerine eğlence evi diyelim!adı üstünde ceza evi. çekeceksin cezanı. cezaevlerini makul bir hale getirirsen kimse oraya girmekten çekinmez.
tarık yazıyor 07 Aralık 2008 Pazar 09:52
-cezaevi demek ne demek!!yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında yaşayıp gidecekler.onu oraya girmeden önce düşünecektin be arkadaş? varmı öyle 3 kuruşa 5 köfte?keto yanbasan yazıyor 07 Aralık 2008 Pazar 10:01
-Cezaevi ceza çekmek içindir.Ya arkadaşım adı üstünde sen hükülüsün yani cezalı. hür bir insanın yapbildiklerini yaptıktan sonra orası cezaevi olmaktan çıkar otel odasına dönüşür sen oraya ceza çekmek için girdin (haklıydın haksızdın o ayrı konu)ama cezaevindeysen cezanı çekeceksin. Ayrıca taciz ve tecavüz olayı varsa tacizci yada tecavüzcü cezasını hücrede tamamlayacak bu kadar basit bir işi neden düşünemez bu yetkililer. Acaba işlerine mi gelmez...Hasan yücel yazıyor 07 Aralık 2008 Pazar 10:12
-ne biçim mantık.mahkum olmak günlük yaşamdaki özgürlükten mahrum olmaktır.zaten amaç bu değil midir?bu mahrumiyetle kişiyi cezalandırmak ve suç işlenmesinin bir daha yapılmasını önlemek.zevkini cezaevinde sürdürecekse cezanın ne anlamı kalır ki???pınar yazıyor 07 Aralık 2008 Pazar 10:12
sanırım yeterli, genel çerçeveyi oturtmak için..çünkü yorumların devamı da bunlardan farksız..
ama genç bir hukukçu olarak ve ceza hukuku bilgime dayanarak
ve her ne kadar hümanizm duygularım yara almış alsa da insan onuru kavramına saygı duyan bir birey olarak, bir çift yorumda da ben bulunayım dedim..siz de ey okuyan arkadaşım,evet sen.sen de elinden geleni ardına koyma bence yaz yorumunu(:
şimdi herkes burada neye karşı?ceza mantığının daha doğrusu özgürlüğü bağlayıcı hapis cezasının işlevinin, insanları bir yere fareler gibi hapsetmek ve orada yaptıkları hatalardan dolayı pişmanlık duyup, dışarı çıktıklarında tekrar etmelerine engel olmak olduğunu düşünüyor sanırım.
arkadaşlar faşist misiniz?kendinize gelin!
yahu ne yaparsa yapsın bi kere hiç bir insan cinayet bile işlemiş olabilir insandır hala..bunu yapmaya onu yönlendiren bir çok sebep de olmuş olabilir hepimizin başına gelebilir bu tür şeyler cinnet anlarında..ama elini kana bulamış olması, elini kıçını her gün kirli parayla silen başlardan daha aşağılık yapmaz onu.
kimse bir kapana kısılıp çürümeyi hakedecek kadar ağır bir suç işleyemez.
acımasız olmayalım.
şimdi neden bahsettiğimi daha güzel açıklamak için size birinden bahsetmek istiyorum.ismi lokum.bir yaşında dişi bir kedi.kendisi ev kedisi olduğu ve henüz kısırlaştırılmamış olduğu için,15 günde bir bi 10gün boyunca çok zor bir dönemden geçiyor.üremek istiyor.hamile kalmak istiyor.üreme içgüdüsü onun canını öyle bir yakıyor ki küçücük kedi bütün gün bağırıyor,çağırıyor her yeri tırmalıyor ve gerim gerim geriliyor!
yazık değil mi ona? ve bu kedi bağırdıkça hiç bir erkek kedi eve gelemediği için ''bu erkekler beni beğenmiyor mu,kimse beni istemiyor mu diye bi tribe girip egosunu yaralayıp depresyona bile sürüklenebiliyor kimi zaman!
şimdi bu kediye acıdınız dimi azcık da olsa?
yoksa devam etmeyin okumaya ama amacımın acıtasyon yapmak olmadığını da bilin.
bir kedi yalnız iç güdüleriye bu kadar acı çekebiliyorsa?bir ''insan''ın hem onurunu, hem aşkını,hem düşünce ve duygularını,hem içinde bulunduğu ortam şartlarını,hem çevresindeki insanları,iletişim kurduğu çevreyi,yediği yemeyi,gardiyanlardan gördüğü muameleyi,tualetini yaptığı yeri bi göz önünde bulundurun Türkiye Cumhuriyeti şartlarını az çok bilen insanlar olarak.
ve sorgulayın kendinizi..bu adamın Türkiye Cumhuriyeti tarafında resmi olarak tanınmış evliliğinin bu saygıyı haketmediğini iddia edebilir misiniz?kimse sizden balayı suiti istemiyor ama en azından onlara yalnız görüşmeleri için,özlemlerini az da olsa dindirmeleri için bir saat bir yatak bir su bir duş bişey ne gerekirse temin etmek çok mu ağır gelecek?işkence edildiğinde sesiniz çıkmıyor da sex e gelince mi açılıyor diliniz?neden kimse hiç zulmetmeye karşı değil bu ülkede herkes sessiz de başkalarına zaten sahip olmalar gereken bir hak tanındığında avazavaz bağırıyolar?
cezanın amacı ceza çektirmek değildir arkadaşlar.cezanın amacı ıslah etmektir.dışarı çıktığında yeniden sosyalize olabilmesi için o vatandaşa dışarının koşulları mümkün olduğunca sağlanmalıdır!yüzyıllar önce ortaya çıkan bu düşünceden haberiniz yoksa siz niye hala 2000li yıllarda işgalcilikte bulunuyorsunuz ki?beni de faşist yapacaksınız bu gidişle yanarım ona yanarım..bu zihniyetlerin değişmesi lazım!
silkelenip kendinize gelin be artık!
3 yorum:
bu isteklerinin gerçekleşmesi için evli olmaları şartı koşulmalı diye düşünüyorsun sanırım, ya da en azından ben öyle anladım yazdıklarından.
bu şekilde düşününce güzel ama zaten süregelen bir hapisteyken evlenebilme durumu varken ve üstüne
bir de sex özgürlüğünü eklersen ortalık fake evliliklerle dolmaz mı peki?
hayır girmeden önce süregelen bir nikahlı evlilik söz konusu oluyor dediğim gibi.. hatta fake dediğin tür evliliğe de engel olmak olmak için belirli bi sene kotası bile koyabilirler..
bide istek benim değil onların ben sadece öneriye yaklaşımları fazla sert bulduğumu belirtmek istemiştim(:
hımm, türkçe'nin azizliği :)
"evli olmaları" derken bahsettiğim "onlar"dı zaten benim de "isteklerin" sahibi olarak kastettiğim :)
aynı yönden bakıyoruz sanırım bu olaya ama bu topraklarda özgürlük denen şeyi pek bulamadığımız için bulduğumuz özgürlüklerin de bokunu çıkarma gibi bir huyumuz var ve kuralkoyucular da bu durumun -zaten kendileri yarattıklarından olsa gerek- gayet farkındalar ve ona göre hareket ediyorlar, bence.
öneriye sert yaklaşanlar da aynı tornadan çıkma sonuçta..
Yorum Gönder