günlerdir gündemimizi meşgul eden konulardan biri de (iddialara göre) bir grup akademisyenin sözde ermeni soykırımını kabul ederek özür dileyen bir belge imzalamaları!haydi bu konuyu biraz açalım ve farklı bakış açılarına değinmeden etmeyelim bu sırada(:
önce olayları bir hatırlayalım; ne oldu? bir grup aydın(?) tarafından ermenilere yönelik yaklaşık 100 yıl önce gerçekleşmiş ama halen sürekli pişirilip pişirilip tartışılan sorunumuzu tatlıya bağlayalım adı altında özür dilenmesi amaçlı bir belge hazırlandığı gündeme bomba gibi düştü.daha sonra, cumhuriyet tarihinde ilk defa olmak üzere emekli büyükelçiler bunun çok büyük bir yanlışlık olduğunu haykırdılar.ardından başbakan ve cumhurbaşkanı farklı taraflardan görüş bildirdi ve halkın kafası karıştı.halkın büyük bir bölümü de ''ermeniler bizden dilesin'' diyerek galeyana geldi.
çok kısa ve genel hatlarıyla açıklayabileceğimiz bu olaylar zincirinin kaynağı ise bir özür metniydi.
bir dostunuzla bir husumetiniz varsa, kendi adınıza ya da bir yakınınızın o dostunuza karşı yapmış olduğu hata sonucunsa ilişkileriniz bozulursa özür dileyebilirsiniz değil mi?
ama olay ne olarak algılandı: tam olarak ; eger böyle bir belgeye imza atarak özür dilerseniz siz ''sözde'' ermeni soykırımını kabul etmiş olursunuz -tanırsınız a çekildi.böyle yorumlandı bir çok çevre tarafından.oysa asıl metni kimse okumadan çıkarımlarda bulunuyordu yanlı medya takibi ve kulaktan dolma bilgi ikilisini haber alma kaynağı olarak kullandıkları için.
peki neydi asıl metnin içeriği?Üzerinde mutabık kalınan ve yılbaşından itibaren imzaya açılacak olan metinde şunlar yazıyor:
“1915’te Osmanlı Ermenilerinin maruz kaldığı Büyük Felaket’e duyarsız kalınmasını, bunun inkâr edilmesini vicdanım Kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyorum, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum.”
burada büyük felaket deyişiyle kastedilen kavra ermenice bir kullanımın türkçeye aynen çevrimi olmakla birlikte asla soykırım anlamına gelmemektedir.
burada bir çok uluslararası sözleşmedeneredeyse supranasyonel diyebileceğimiz bir suç olan soykırım kavramının 1945 lerde ortaya çıkması ile 1915 te ermenilere uygulanan tehcirin 30 yıllık zaman farkının yanı sıra,belgede soykırım ibaresinin kullanılmamış olması dikkate şayan 'dır.
burada özrü mevzu bahis olan durum,bir halkın bir yerden bir yere istekleri haricinde sürgün edilmesi manasına gelen ''tehcir'' in insanlığa karşı bir suç olarak anlaşılması (-ki öyledir!) ve sonucunda vicdanı rahat etmeyen aydınlarımızın ermeni kardeşlerimizden, halklar arasında barışı sağlama ana amacıyla birlikte özür dilemeleridir.-ki ''özür dilemek bir erdemdir.'' herkes kendi vicdanından sorumlu olduğu için ister suçlu olsun ister olmasın ister etnik temizlik yaşansın ister bir ermeni vartandaş ülkemizde vefat etsin ,isteyen her insan kendi adına özür dileyebilir.
ama neden bu insanlar vatanhaini olarak etiketlenir anlamış değilim.anlıyorum da saflık yanlısı duygularım bazı düşüncelerle kalbimi kirletmeme müsaade etmiyor.
kısacası okuyalım sonra istediğmiz yorumu yapalım ama okumadan konuşmayalım.
18 Aralık 2008 Perşembe
17 Aralık 2008 Çarşamba
kurban olam beydağınan karısan...
dün bir arkadaşım,akşam saatlerinde üsküdarda dolaşırken kendisine doğru yürüyen beyaz bir köpek görür gibi olmuş bir an.. daha sonra tanımlanamayan hayvan kendisine doğru peşinde tasmasıyla yaklaştığında anlamış ki, bu bir koyun!kadın kıyamamış kurban bayramında kesmeye,beslemeye karar vermiş akşam da gezmeye çıkarmış hayvanı.
işte bu vicdandır!
her mantıklı insanın vicdanı ve aklı öngörür ki,zamanında sözügeçen bir grup insanın hayalgücüyle yaratılmış tanrı ve din kavramlarının çığ gibi geliştirilmesiyle doğmuştur bu kurban etme resitali.
ve her insan da düşünebilir ki senin inancının ve kendi çapında sevaba(!) girme isteğinin sorumluğunu bembeyaz, pofuduk bir koyun ya da siyahbeyaz bir inek ödememeli!olmaz böyle şey kardeşim!herkes kendi suçunun cezasını nasıl ödüyorsa(?),nasıl her günahın bir bedeli varsa ve bunun sonucunu sen çekiyorsan(?) -tabii senin bulunduğun düşünce sistemi ve ruh hali çerçevesinde, sevabının da ceremesini sen öde o hayvancağız değil ..canıyla hiç değil!
ya N'olur kesmeyin şu hayvanları böyle vahşet boyutlarında bayram havalarında yaa!!!
işte bu vicdandır!
her mantıklı insanın vicdanı ve aklı öngörür ki,zamanında sözügeçen bir grup insanın hayalgücüyle yaratılmış tanrı ve din kavramlarının çığ gibi geliştirilmesiyle doğmuştur bu kurban etme resitali.
ve her insan da düşünebilir ki senin inancının ve kendi çapında sevaba(!) girme isteğinin sorumluğunu bembeyaz, pofuduk bir koyun ya da siyahbeyaz bir inek ödememeli!olmaz böyle şey kardeşim!herkes kendi suçunun cezasını nasıl ödüyorsa(?),nasıl her günahın bir bedeli varsa ve bunun sonucunu sen çekiyorsan(?) -tabii senin bulunduğun düşünce sistemi ve ruh hali çerçevesinde, sevabının da ceremesini sen öde o hayvancağız değil ..canıyla hiç değil!
ya N'olur kesmeyin şu hayvanları böyle vahşet boyutlarında bayram havalarında yaa!!!
15 Aralık 2008 Pazartesi
breyvhart!
eh peki hülyaavşar, ümit davala ve hakan şükürün yerel seçimlerde aday olmalarına ne demeli?ya da buşun başına fırlatılan 45 numero ayakkabıya?
iki cesaret örneği kıyaslanamaz sanırım ama neyse evet...(:
iki cesaret örneği kıyaslanamaz sanırım ama neyse evet...(:
7 Aralık 2008 Pazar
my heart is sick of bein' in chains..

münazara çalışmasının kapsamının haricinde burada ilginç bulduğum haberleri de kendime kendime tartışamaya karar verdim.benim çöplüğüm değil mi kardeşim istediğim gibi öterim!
bir çok haber kaynağında yorum katılmadan olduğu gibi anlatılan bu haber, mahkumların cezaevinde yattıkları süre içerisinde,ziyaretlerine gelen ''nikahlı'' eşleriyle cinsel anlamda birliktelik yaşamaları konusunu gündeme getirmişler.zira 2 mahkumu böyle bir talepleri olmuş ve bunu dilekçeleriyle dile dökmüşler..
buraya kadar her şey şahane..
sonuçta biri var bir şey istiyo resmi makamdan isterse dilekçe yazar ve resmi makan onu değerlendirip gereğini yapar.
yalnız bu konu henüz sonuca ulaşamadan bizim halkımız ne yapar..bilip bilmeden muhalefet eder her şeyde yaptığı gibi..
bir çok haber internet sitesinde rastlayabileceğiniz yorumları şuraya bi kopipeyst edelim mesela:
-çok sistemliler!amaç apoya cezaevindeyken evlendirmek ve çocuk sahibi yapmak
ercan yetiş yazıyor 07 Aralık 2008 Pazar 06:43
-mantık.bundan daha mantıklı bi şeyn olamaz,
nizam yazıyor 07 Aralık 2008 Pazar 08:50
-o zaman cezaevlerine eğlence evi diyelim!adı üstünde ceza evi. çekeceksin cezanı. cezaevlerini makul bir hale getirirsen kimse oraya girmekten çekinmez.
tarık yazıyor 07 Aralık 2008 Pazar 09:52
-cezaevi demek ne demek!!yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında yaşayıp gidecekler.onu oraya girmeden önce düşünecektin be arkadaş? varmı öyle 3 kuruşa 5 köfte?keto yanbasan yazıyor 07 Aralık 2008 Pazar 10:01
-Cezaevi ceza çekmek içindir.Ya arkadaşım adı üstünde sen hükülüsün yani cezalı. hür bir insanın yapbildiklerini yaptıktan sonra orası cezaevi olmaktan çıkar otel odasına dönüşür sen oraya ceza çekmek için girdin (haklıydın haksızdın o ayrı konu)ama cezaevindeysen cezanı çekeceksin. Ayrıca taciz ve tecavüz olayı varsa tacizci yada tecavüzcü cezasını hücrede tamamlayacak bu kadar basit bir işi neden düşünemez bu yetkililer. Acaba işlerine mi gelmez...Hasan yücel yazıyor 07 Aralık 2008 Pazar 10:12
-ne biçim mantık.mahkum olmak günlük yaşamdaki özgürlükten mahrum olmaktır.zaten amaç bu değil midir?bu mahrumiyetle kişiyi cezalandırmak ve suç işlenmesinin bir daha yapılmasını önlemek.zevkini cezaevinde sürdürecekse cezanın ne anlamı kalır ki???pınar yazıyor 07 Aralık 2008 Pazar 10:12
sanırım yeterli, genel çerçeveyi oturtmak için..çünkü yorumların devamı da bunlardan farksız..
ama genç bir hukukçu olarak ve ceza hukuku bilgime dayanarak
ve her ne kadar hümanizm duygularım yara almış alsa da insan onuru kavramına saygı duyan bir birey olarak, bir çift yorumda da ben bulunayım dedim..siz de ey okuyan arkadaşım,evet sen.sen de elinden geleni ardına koyma bence yaz yorumunu(:
şimdi herkes burada neye karşı?ceza mantığının daha doğrusu özgürlüğü bağlayıcı hapis cezasının işlevinin, insanları bir yere fareler gibi hapsetmek ve orada yaptıkları hatalardan dolayı pişmanlık duyup, dışarı çıktıklarında tekrar etmelerine engel olmak olduğunu düşünüyor sanırım.
arkadaşlar faşist misiniz?kendinize gelin!
yahu ne yaparsa yapsın bi kere hiç bir insan cinayet bile işlemiş olabilir insandır hala..bunu yapmaya onu yönlendiren bir çok sebep de olmuş olabilir hepimizin başına gelebilir bu tür şeyler cinnet anlarında..ama elini kana bulamış olması, elini kıçını her gün kirli parayla silen başlardan daha aşağılık yapmaz onu.
kimse bir kapana kısılıp çürümeyi hakedecek kadar ağır bir suç işleyemez.
acımasız olmayalım.
şimdi neden bahsettiğimi daha güzel açıklamak için size birinden bahsetmek istiyorum.ismi lokum.bir yaşında dişi bir kedi.kendisi ev kedisi olduğu ve henüz kısırlaştırılmamış olduğu için,15 günde bir bi 10gün boyunca çok zor bir dönemden geçiyor.üremek istiyor.hamile kalmak istiyor.üreme içgüdüsü onun canını öyle bir yakıyor ki küçücük kedi bütün gün bağırıyor,çağırıyor her yeri tırmalıyor ve gerim gerim geriliyor!
yazık değil mi ona? ve bu kedi bağırdıkça hiç bir erkek kedi eve gelemediği için ''bu erkekler beni beğenmiyor mu,kimse beni istemiyor mu diye bi tribe girip egosunu yaralayıp depresyona bile sürüklenebiliyor kimi zaman!
şimdi bu kediye acıdınız dimi azcık da olsa?
yoksa devam etmeyin okumaya ama amacımın acıtasyon yapmak olmadığını da bilin.
bir kedi yalnız iç güdüleriye bu kadar acı çekebiliyorsa?bir ''insan''ın hem onurunu, hem aşkını,hem düşünce ve duygularını,hem içinde bulunduğu ortam şartlarını,hem çevresindeki insanları,iletişim kurduğu çevreyi,yediği yemeyi,gardiyanlardan gördüğü muameleyi,tualetini yaptığı yeri bi göz önünde bulundurun Türkiye Cumhuriyeti şartlarını az çok bilen insanlar olarak.
ve sorgulayın kendinizi..bu adamın Türkiye Cumhuriyeti tarafında resmi olarak tanınmış evliliğinin bu saygıyı haketmediğini iddia edebilir misiniz?kimse sizden balayı suiti istemiyor ama en azından onlara yalnız görüşmeleri için,özlemlerini az da olsa dindirmeleri için bir saat bir yatak bir su bir duş bişey ne gerekirse temin etmek çok mu ağır gelecek?işkence edildiğinde sesiniz çıkmıyor da sex e gelince mi açılıyor diliniz?neden kimse hiç zulmetmeye karşı değil bu ülkede herkes sessiz de başkalarına zaten sahip olmalar gereken bir hak tanındığında avazavaz bağırıyolar?
cezanın amacı ceza çektirmek değildir arkadaşlar.cezanın amacı ıslah etmektir.dışarı çıktığında yeniden sosyalize olabilmesi için o vatandaşa dışarının koşulları mümkün olduğunca sağlanmalıdır!yüzyıllar önce ortaya çıkan bu düşünceden haberiniz yoksa siz niye hala 2000li yıllarda işgalcilikte bulunuyorsunuz ki?beni de faşist yapacaksınız bu gidişle yanarım ona yanarım..bu zihniyetlerin değişmesi lazım!
silkelenip kendinize gelin be artık!
3 Aralık 2008 Çarşamba
girizgæh
şapkalı a istiyoruz.
şapkalı a yı türkçemize geri istiyoruz adlı kampanyamıza siz de bir mum dikin!
münazara topluluğumuzla bi çalışma yapmaya başlayacağız bayramdan sonra kısmetse aamin(:
haberleri farklı yayın organları nasıl incelemiş ne demiş dünayada ne gibi önemli gelişmeler meydana gelmiş incelemece; sunmaca...
-mutfaktaa neler oluyor fasülye bakla bakla baklaaa...
bunu blog a taşımak geliştirmek de bana bi gönül eğlendirmesi olarak hatıra kaldı..(:
şapkalı a yı türkçemize geri istiyoruz adlı kampanyamıza siz de bir mum dikin!
münazara topluluğumuzla bi çalışma yapmaya başlayacağız bayramdan sonra kısmetse aamin(:
haberleri farklı yayın organları nasıl incelemiş ne demiş dünayada ne gibi önemli gelişmeler meydana gelmiş incelemece; sunmaca...
-mutfaktaa neler oluyor fasülye bakla bakla baklaaa...
bunu blog a taşımak geliştirmek de bana bi gönül eğlendirmesi olarak hatıra kaldı..(:
Kaydol:
Yorumlar (Atom)